Tarih: 28.05.2018, Saat: 07:49 Hoşgeldin, Ziyaretçi: (Giriş YapÜye Ol)


Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Öykün
Yazar Konu
Şairin Evi Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye

Yorum Sayısı: 53
Üyelik Tarihi: 15.08.2011
Rep Puanı: 4
Yorum: #1
Öykün
Buket BAKAR

Sokakta kimi görsem evimizde yaşananları biliyor gibi yüzüme bakıyordu. Babamın kaza geçirdiğini, parmaklarını kaybettiğini, kömürümüz olmadığını… Annem evi terk edeli üç gün olmuştu ve kimsenin böyle acısı olmayacağından kimseye açamıyordum. Okula yalınayak gitmiyorduk; ama terlikle gelenleri kardeşim gibi seviyordum; sanki evlerine gitsem dilediğim kadar zıplayabilirdim.
Babam çalışamıyor. Annem gitti. Diğer kardeşlerime anne gibi yaklaşıyorum artık. Yemek yapıyorum, evi temizliyorum, Burcu’nun beslenmesini hazırlıyorum, sonra öğlene doğru olunca saçlarını yapıyorum, el ele tutuşup üç kardeş okula gidiyoruz. Babam, üzülüyor harçlık veremedi diye ardımızdan bakarken, köşeyi dönene dek hızlıca sürüklüyorum yanımdakileri. Sanki babam ardımızda bakakalmaktan da kurtuluyor böyle yapınca. Çocukların cıvıltıları arasında okula giriyoruz; ama sanki bahçenin dışında kalıyorum yine de. Çocukluğu dışarıdan izlemektendir belki. Televizyondan duymuştum bunu. Önlüğümün kemerini ne kadar sıksam da içinde kayboluyorum. Önlüğüm bol geliyor, derste bileklerimi sıraya koymuyorum o yüzden. Kalemim gözüme küçücük görünüyor. Önlüğümü Selime abla verdi geçen sene. Kızınınmış. Onlar da bizim gibi fakir. Zoruma gitmedi o yüzden pek. Bu seneyi de atlattım mı seneye ortaokuldayım nasılsa. Etek giyeceğim o zaman.
Başkalarını kıskanmıyorum elbette. Ama okuldan gelirken tüten bacalarını görünce yüreğim bir tutuşup bir soğuyor. Yanan bir soba, üstünde tencere, iki kenarından elbeziyle tutarak alan bir anne. Kenardaki çocuklar… Annem geliyor hayalime sonra. Yerini bilsem giderim, ama bari o okulun önüne gelsin. Pazarda kaybolmuş gibi çocuklarını almaya gelen annelere bakıyorum, sonra herkes dağılınca el ele tutuşup kenardan eve yürüyoruz yine. Bizim dosyamız kabarmışmış. Bakkal öyle söylüyor geçerken. Babamın eli kesilmeseydi ağzıma geleni söylerdim elbet. Biz çikolata yemiyoruz, çıtır pıtır da almıyoruz. Ben zaten kalemim bittiğinde de tepesine permatik takıp kullanıyorum. Niye gitsin paramız? Okulda da bir şey almıyoruz. Babam öyle olmasaydı sigarayı da veresiye yazdırmazdık tabii. Ekmeği de.
Sokakta oynayan çocuklar önümüzden geçen arabanın arkasına takılıyor. Düşüp benim gibi bir dişlerini kıracaklar diye korkuyorum. Ön dişlerimden biri yok. Değil; eşiğe vurdum. Tepetaklak yuvarlanmıştım geçen yıl. Gülemiyorum bu yüzden. Gülmek de konuşmak da istemiyorum. Öğretmen sözlüye kaldırdığında ağzımı açmıyorum, o da bilmiyorum sanıp sıfır veriyor. Tembel değilim elbette; ama bir daha olursa tembeller tarafına geçirecek beni. Arkamdan bağırıyor yerime geçerken. Bana ne! Ben de Allah’a dua edip yazılıdan beş almaya çalışıyorum.
Geceleri de dua ediyorum. Yorganın aralığından aya bakıp ona söz veriyorum. Baktığı yeri görüyorum yüzünde. Bizimki gibi bir aileye üzülüyor suratı. Babası fakir, çocukları ağlayan… Kömür olmadığından odun yakıyoruz bu günler. Hemen sönüyor. Fırın gibi olduğu zamanlarını özlüyorum evimizin. Kaskatı uyanıyoruz sabahları. Bakkala Burcu’yu yolluyorum utandığımdan. O utanmıyor. Sanki babası bakkalcıymış gibi. Gülerek eve giriyor. Çaydanlığı babam indiriyor ocaktan. Mis gibi yağ peynir ekmek. Makarna torbasına yarımşar ekmek yağ peynir koyup beslenmelerimizi hazırlıyorum. Çantalarımızı alıp yola koyuluyoruz.
Okulun önündeki annelere yaklaştıkça uzaklaşıyorum çocukluğumdan. Bahri ağbi var. Hademe. Sınıflara kova kova kömür taşıyor. Teneffüslerde en çok sobanın önünde oturuyorum. Çantama gizlice kömür doldurmak geçiyor içimden; yüzüme bakanlar anlar diye korkuyorum. Üç kardeşiz. Hepimizinkine biraz doldursak akşamı çıkartırız. Ekmeğimi sobada ısıtıyorum beslenme saatinde. Annemi hatırlıyorum; sobaya yapıştırmıyorum yeni önlüğümü. Resim dersinde hep anne çiziyorum. Yanına da kardeşleriyle gülen bir kız çiziyorum, ön dişlerinden biri kömürsü. Öğretmenim “aferin,” diyor bakarken. Annemi doğru düzgün çizdikçe, doğru düzgün bir anne resmediyorum. Temizlik defterimin orta yaprağını kopartıp müdüre mektup yazmaya çalışıyorum, “Paramız yok, babam inşaattan düştü parmakları koptu” yazıyorum, sonra yırtıp yırtıp atıyorum sayfaları, defterim azalıyor, okulun kapanmasına yakına erteliyorum mektuplarımı. Ama o zamana da sobalar kalkıyor.
Bazen günler güneşli oluyor. Serçeler konuyor kablolara, sonra dağılıp da anneleriyle birbirlerini nasıl bulduklarını düşünüyorum. Bahri ağbi kamyonla kömür getiriyor okula. Odunluğun önüne boşaltıyorlar. O boşaltırken, odunluğun yerine bizim evi koyuyorum.
Sonra bütün anneler dağılıyor okulun önünden, dünyanın ortasında yapayalnız bırakıyorlar bizi. Babam yok. Soba buz. Gazete atıyorum ama çabuk sönüyor. Burcu’nun çeneleri tıkır tıkır, Alican öksürüyor. Kazağımı giyindim, naylon torbaları koynuma tepiyorum. Karanlık ara sokaklardan geçip okulun arkasına geldim. Gizlice bahçesine atlayıp odunluğun çevresinden dolanıyorum. Kömürden bir dağla baş başayım. Naylon torbalara dolduruyorum. Birileri bağırıyor uzaktan. “Hırsız!” Kaptığım gibi üç torbayla koşmaya başlıyorum. Çocuklar peşimden koşturuyorlar. Torbanın biri yırtılıyor kaçarken, ardımda kara lekeler, kucağımda sımsıcak delil yetersizliğim…

....
22.04.2015 14:31
kullanıcının tüm mesajlarını bul Alıntı ile Cevapla
H.OSMAN SARAÇ Çevrimdışı
Site Kurucusu
******
Admin

Yorum Sayısı: 466
Üyelik Tarihi: 11.08.2011
Rep Puanı: 4
Yorum: #2
Cvp: Öykün
Canım yandı...Buna yorum yapmak haddim değil...

Her şair biraz delidir...
26.04.2015 01:38
kullanıcının web sitesini ziyaret et kullanıcının tüm mesajlarını bul Alıntı ile Cevapla
Şairin Evi Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye

Yorum Sayısı: 53
Üyelik Tarihi: 15.08.2011
Rep Puanı: 4
Yorum: #3
Cvp: Öykün
Gerçekten yaşanmış olması yüzündendir .

....
13.01.2016 12:22
kullanıcının tüm mesajlarını bul Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi